serbest düşüş

 
Besleme

nasıl düştüm buraya?

bu elbiseleri çıkarın üstünüzden,
içiniz daha da çok görünsün istemez misiniz?
yalanlar havaya dağılsın.
herkes içine bir parça yalan solusun.
gerçek bazı günler sadece sun is shining.
kelimelerin üstünde dura dura ve
yavaş yavaş, tadını çıkararak: sun is shining
belki bu şarkıyı da sırf ben seviyorum diye buraya…
ama aslında sırf kendimi mutlu etmek için bir yalan daha havaya..
soluyun, tutunun, ve derin derin bir daha.





sanatın sergi salonlarından sokaklara inmesi belki de bu yüzyılın en güzel şeylerinden biri. konfor ve estetik adına yapılan ve dünya yüzeyine yayılan tonlarca şeye bakınca insanın içi sıkılıyor açıkçası. bir sürü kuralla düzenle etrafı sarılan hayatımızda bari sokaklar bize kalsın..bir kaç örnek için: fubiz
burada illaki banksy‘yi, ve tabiiki west bank bariyerlerine yaptıklarını hatırlatmadan geçemeyeceğim. onu (ya da onları mı demeliyiz?) ince bir hasetle seviyoruz.
umalım sokak sanatçılarının sayıları daha da artsın, türkiye ve bilhassa istanbul sokaklarına doğru.




Yazdıklarım Passive’in yazılarını arasına serpiştirilmiş reklam kuşakları gibi duruyor ama son zamanlarda pek alışık olmadığım bir hayat sürüyorum. Neyse..

Futuristika.org yayına başladığı ilk günden beri takip ettiğimiz bir elektronik dergi -şu hayatta ne garip tesadüfler var gerçekten-. Formatları dergi ile blog arasında bir yerde duruyor ama ilerleyen dönemlerde basılı bir yayın olarak da yayınlamayı hedefledikleri bir dergi olduğunu kendi ağızlarından okuduk.

Farklı disiplinlerden gelen yazarların oluşturduğu içeriği okurken daldan daldan konuyor ve daha da bir dergi okuyormuş hissine kapılıyoruz. Rastgele fotoğraflar, röportajlar, incelemeler, yeni akımlar, eski insanlar ve dahi kısaca enteresan mevzular için tık tık.

Vesile etmeyi sevdiğimden midir nedir bilmiyorum ama hazır gitmişken bu şukela röportajı da ihmal etmemenizi tavsiye ederim.




ms
son günlerde mevcut günlük hayatımda harkulade bir şey oldu. onu hemen aldım, alladım pulladım.
herkes tabiy öyle meraklandı ki nedir nedir diye. biliyorum. çok meraklı herkes. ben de öyleyim..
peki ne olmuş olabilir:
denize gidip mercanlar arasında yüzdük mesela.
süper markette süper alışverişler yaptık mesela.
memuriyete tüm boktanlığıyla devam ettik mesela.
istanbul’u hiç özlemedik bu yıl mesela.
etrafımızda dönüp duran sayısı her geçen gün artan bilumum çocuğa höykürmedik mesela.
kimseye mektup atmadık kimseden uzun zamandır mektup almadık mesela.
kimseye hiçbirşeye uzun zamandır üzülmedik mesela.
kimseye hiçbirşeye uzun zamandır sinirlenmedik mesela.
kimseye hiçbirşeye uzun zamandır özel bişiler hissetmedik mesela.
….
….
ve işte böyle harkulade bir hayat sürüp giderken öyle bir şey oldu ki.
habire kalkıp kalkıp zıp zıp zıpladım evin içinde onunla mesela.
olanca tembelliğimi aşıp onu rapidshare’ e yükleyip size de göstermek istedim işte.
böyle şeyler insanın sıkıcı hayatında kırkta bir oluyor değil mi?
kıymetini bildim ben.
sizde bilin.
kızarım.
Dobro




« Önceki